yazihane.org

hmg: 8.2

dün benim doğum günümdü. işyerinden arkadaşlarım, ailem ve hemşirelerle kutladık. emine hemşire bana üçlü tabak takımı almış. bununla çorba içicen, bununla muhallebi yiycen, bununla da salata diye teker teker anlattı. seneye dışarda yapacaz, iyice beslen dedikten sonra da ateşi düşmesse şu hapıda verin diye ekledi. emine hemşire benim tıp ilmine olan inancımı besliyor farkında değil. evet, beni de türk hekimlerine emanet ediniz!

Posted on Tem 2, 2008 in fy | 10 Comments »


dil ateştir…

an itibari ile 45 tane orjinal dvd filmim oldu. selahattin abi sağolsun : ) bu filmler bitmeden iyi ol inşallah diye dua etti, Allah razı olsun.

böyle başlamayacaktım ama, elinde kocaman paketlerle içeri girmiş oldu ben tam bişiler yazayım derken. eh bu kıyağı neticesinde yazının besmelesinden sonraki en kıyak yeri kapmış oldu.

ikinci kür bitti. tedaviyi yarıladım yani. bir hafta oluyor. son bir hafta potasyum, kan, lokosit, eloktrolit, sıvı, bağışıklık takviyesi aldım. belkide benim bilmediğim daha başka şeyler. he bir de hamdolsun bu sefer dünya kupası felan vardı, en azından akşamları oyalanacak birşeyler buldum.

çapa’da belediye kablosuz ağ kurmuş hastalar için. biz bunu yeni keşfettik. evden pc istedim, hem hamdolsun artık keyfim de sıhhatim de yerinde.

ziyaret eden tüm arkadaşlarıma çok çok çok teşekkür ediyorum. ilaç aldığım zaman zarfında vucut direncim düşük olduğu için ziyaretçi kabul edilmediğinden kapıda kalan, güvenlik tarafından rencide edilen arkadaşlardan da Allah razı olsun. uzun zamandır piyasada olmadığım için anlatılan her dedikoduyu ilgi ile dinledim, keyflendim.  mail, sms, arkadaş üzerinden selam vs gibi türlü yöntemlerle ulaşanlardan da tabii…

bi aksilik olmazsa ptesi günü, bir kaç günlüğüne eve gidicem. hastaneden çok sıkıldım, doktorlar da anlayış gösteriyorlar sağolsunlar : )  sonra tekrar ikinci evim,  pembe boyalı saadet dolu yuvama geri döneceğim. ağustostosta da inşallah alemlere geri döneceğim, ne güzel.

bu arada ali sarı evlendi ya, Allah bahtiyar etsin. rize’den hastane odama kadar gelip davet etme inceliğini gösterdiği halde icabet edememe eşekliğinde bulunduğum için kendisi affetsin beni : ) mutluluklar diliyorum.

alexandre bey evlenecek bir de. inşallah bir mani olmaz da bu düğünü de atlamayız…

Posted on Haz 29, 2008 in fy | 12 Comments »


geçmiş olsun faruk

selam ile

15 mayıs 2008 perşembe.

sanıyorum 28 nisan’da gittim ilk defa. soğuk algınlığı yada mide fesadı felan zannediyordum. neyse.

daha önce çok defa özel hayatımda, iş hayatımda ne bilim eşime, dostlarıma ve evet aileme karşı bir sürü mücadele vermek zorunda kaldım. hepiniz aşağı yukarı benimle benzer mücadeleleri vermişsinizdir. meslek hayatımda çok mücadele ettim, hamdolsun kimiz zaman kazandım, kimi zaman kaybettim, kimi zaman kaybettiğimiz sandığımda aslında bunun önemsiz olduğunu olduğunu görüp rahatladım felan. ama sanıyorum her zaman karşıma aşabileceğim engeller çıktı. yuh, bu kadarı da olmaz demedim. madem karşıma çıktım, galiptir bu yolda mağluplar bile dedim. iyi de demişim.

bazen bazı arkadaşlarla münakaşalarımız oldu. tartışmalardan sonra ben pek azı ile tamamen ilişkimi keserim. bunlarda da kesin yargılarım yoktur, değişebilir zamanla. kah ben haklıyım dedim, kah haksız olduğumu bildiğim halde çirkeflik yaptım kimi zamanda haksızlığıma boyun eğip sustum. ama haklı olmak için, yani o mücadeleyi kazanmak için de çok mücadele ettim. nasılsa herşeyin hesabını vereceğiz. kalbini kırdıklarım ve kalbimi kıranlar bir araya toplandığında kimseden bir şey saklayamayacak durumda olacağız nasıl olsa!

jerfi qazaq’ın dediği gibi şimdi de bir hastalığa musallat oldum. 3 haftadır tetkikler, ön müdaheleler devam ediyor. 5 mayısta bir ameliyat oldum. vucudumda üç yerde çeşitli büyüklüklerde tümör tespit edildi. birisini yani kökünü aldılar. geriye esas oğlanlar kaldı. bunların tedavisine kemoterapi hastalığıma da kanser diyorlar. ilk duyduğumda biraz yadırgamıştım. şimdi geçti. 3 ay sürecek bir tedavi sürecine gireceğim bi kaç gün içinde. biraz zor bir süreç olduğunu söylüyorlar ama ben en büyük zorluğu kolumdan ilk kan aldırırken aşmıştım. kan vermekten o kadar korkuyordum ki, hemşireyi mesleğinden soğuttum sanırım. ama şimdi kolum delik deşik, tam kapanmamış bir ameliyat yaram ve üzerine nerdeyse her gün değişik yerlerden iğne ya da kan aldırma. ben o ilk kan verme sırasında -ki tam dört tüp doldurdular- attım bütün korkularımı, sıkıntılarımı. bundan sonra sanırım daha fazla delik deşik edemezler beni : )

neyse, benim eylüle kadar uğraşmam gereken bir kanser var. korkarım epeyce meşgul olacağım. siz kendinize iyi bakın. yeni sezonda yeniden görüşmek üzere…

14 Haziran 2008

bir ay önce yukarıdaki yazıyı yazıp yayımlamayı düşünmüştüm. kısmet olmadı. o günden sonra pc yüzü görmek de başka bir şey görmek de nasip olmadı. bugün, kemoterapiye başlayalı 23 gün oluyor. ağustos ortasına kadar sürecek bir tedavi süreci var. son bir kaç gündür sıkıntılar geçti. hatta bugün hastahaneye yattığımdan beri ilk defa dışarı çıktım. ali usta’nın hayat ne garip vapurlar felan lafı aklıma geldi. hakketten : )

Posted on Haz 14, 2008 in Haber Servisi | 26 Comments »


musallat

ben demedim mi ortaam sana, anıtkabire uğramazsak ankara seyehatinin bereketi kaçar, üzerimize hastalık musallat olur diye…

Posted on Nis 29, 2008 in fy | 10 Comments »


devlet olma bilgisi

son zamanlarda madem sardık devlet - millet işlerine, devam edelim. iyi geldi bana bu mevzular. sadece bana değil geçmişten bugüne herkese iyi gelmiş, rahatlamış ferahlamışlar. misal göktürkler taşa felan kazımış böle yazıları. azme bakıp saygı duydum. ama en meşhuru sanırım ‘Kutadgu Bilig’ adındaki kitaptır. islam türk edebiyatının ilk örneği olan bu kitabı yazan Yusuf Has Hacib abimiz 1019 da, yani gazi paşa’nın samsuna çıkıp devletimizin makus kaderini değiştirdiği günden 900 yıl önce zengin ve asil bir ailenin evladı olarak Balasgun’da doğmuş. hayatının ilk elli yılında ne yaptığını bilmiyorum ama sonrasında bu kitaba başladığını duyduk. aynı yıl içinde balasgun’dan kalkıp kaşgar’a gitmiş. kitabının kalanını da burada bitirdikten sonra Batı Karahanlı Hükümdarı Tabgaç Buğra Han’a takdim etmiş. tabi daha bu sıralar Machiavelli (1469-1527) portakalda vitamin bile değil. şu çok meşhur prens yada hükümdar diye çevrilen ve başbakanın hastası olduğu kitabın yazarı abimizin doğumu için daha 4o0 yol felan vardır.

Neyse, tabgaç buğra han eseri çok beğenir. yusuf abimizi ‘Hacib’ yapar. böyle bir nevi vezir gibi bişi. yusuf abi Yusuf Uluğ Has Hacib olarak çok fena ün yapar, daha da kitap yazar. ama en önemlisi artık yazılan kitaplar hükümdara sunulmaktadır. bu gelenek olmuştur.

yusuf abi’nin eseri ‘kutluluk bilgisi, saadet bilgisi, devlet olma bilgisi, devlet iradesi bilgisi’ anlamlarına gelir. bu kitapta bir takım simgelerle yusuf abi, yusuf abinin oğlu, yusuf abinin kardeşi ve hükümdar amca konuşturulur. Gündoğdu (Tapgaç Buğra Han) adaleti temsil eden hükümdar, Aytoldu (Yusuf abi) devleti temsil eden vezir, Ögdülmüş (Yusuf abinin oğlu, yeğenimiz sayılır) aklı temsil eden oğul ve Udgurmuş (Yusuf abinin biladeri, o da bir nevi abimizdir) da kanaatı temsil eden kardeştir. yusuf abimize göre; adalet devlet, akıl, ve kanaat bir ulusun ayakta durması sağlar. bu dört temelden biri çürüdüğünde, ulus millet olmaktan çıkar, tarih içinde kaybolur. bence on numara bir tesbittir. gündeminizi şöle bi karıştırın, aklınıza gelen ne varsa burun bakalım bu ‘dörtlü’ teraziye. ahan da hakketten doğru bişi demiş yusuf abi demiyor musunuz. hem bi kere adı yusuf, güzel yusuf.

devlet felan dedik ya, çok fena bayan ortamı yapan başka bir kitap daha biliyorum aslında!

lafı uzatmayalım, nerdeyse milyon yıl önce hem de kendi türk atamız devlet yöneticilerine idareleri sırasında muhtaç olduğu ayarı vermişken, biz neden ‘Amaca ulaşmak için her araç yasal ve ahlakidir’ diye lafa başlayıp din, ahlak ve hukuk devlete bağlıdır. Amacı gerçekleştirmek için gerektiğinde devlet bunları alet olarak kullanmalidir diyen (yaşadığı devirde italyanın neredeyse tamamının oğlancı olduğu tarihi gerçeğine dayanarak) makyavelli adındaki ipnenin yazdıklarını okuyan bir başbakana tahammül ediyoruz? diye sorayım, bayan mevzusu sonraya kalsın. biz onu alexandre bey ile ankarada hallettik geldik, hamdolsun : ) hani ankara ya, laik bi kent ya, devlet konuları daha da kafamı kurcaladı oralarda.

aşağı yukarı hepimiz enteliz. bir çoğumuz prens yada hükümdar diye basılan bu kitaptan haberdardır, okumuştur. yav kardaşlar, karındaşlar yusuf abi de çok kral bi kitap yazmış, valla. entelliğinize zeval gelmeden geceleri herkes uyuduktan sonra bir göz atalım en azından. belki iki satır türkçe bişi okuyup bünyeyi rahatlatırız. italya zaten bizim, namusu bizden sorulur malum : )

sevgiler benden.

Posted on Nis 23, 2008 in Değindiri | 4 Comments »


cuma’ya gittim dönücem

bekle anıtkabir, ben geliyorum.

saygı duruşunda bulunmaya….

Posted on Nis 18, 2008 in fy | 1 Comment »


dikkat şiir!

“bilesin kavuşmak yoktur İslamlıkta
kavuşanlar ancak gâvurdur”

Süleyman Çobanoğlu / Tekfurun Kızı

Posted on Nis 17, 2008 in Şiir | No Comments »


güneye gidecem

 şöle bi üşengeçliğim geçse, koşarak akıcam güneye. yanıma da warrioru felan mı alsam diyorum. akalım güneye, soldan güneş yükselsin biz terleyelim felan.  böyle bi akşam saçmalaması, tenkyü…

Posted on Nis 15, 2008 in Musiki, fy | 7 Comments »


hepinizi seviyorum ulan var mı ötesi!

marmara fm’de alper. müzik defteri diye bir program yapıyor. şu anda yayında.
telefon çalıyor.

selamünaleyküm, ben sizi çok seviyorum bunu söylemek için aradım sadece.  ben malatyadan zehra.

alper, teşekkür ediyor. başka bir şey demeyecek misiniz diyor…

tv programınız var mı? sizi görmek istiyorum!

anadolu devrimi bu olsa gerek!

selamünaleyküm, diyerek dinci bir giriş, sizi çok seviyorum diyerek seküler bir ilan-ı aşk! ben de sizi seviyorum canlarım, ben de sizleri…

Posted on Nis 15, 2008 in fy | 11 Comments »


önce ben buldum!

hayatlarında bir iki ufak tefek luzumsuz şeyin ucundan tutmuş insanların tribidir, onu önce ben bulmuştum! misal ilk ayak fotoğrafını ben çektim de koydum flickra, ilk ‘felan’ demeye ben başladım, o şarkıyı önce ben dinledim vs vs… zaten luzumlu bir şeyi önce yapmış olsalar tarih bir şekilde yazacaktır : )

neyse, mevzu bu işte bugün.

efendiler kalkmış İslam’ın özgürlükçü bir din olmadığını, hürriyet tabirine müslümanlıkta tesadüf etmediklerini dolayısı ile İslam dini için bunun bir eksiklik olduğunu söylüyorlar. iran’dan ipne (burda gay manasında kullanılmıştır) aşk için cihad diye film çekerek eksik olan özgürlüğü kendince dinin bir tarafına sokuşturuveriyor. iç siyasette hacı baykal ve diğerleri ayetlerle hadislerle açıklama yapmaktan fırsat buldukça müslümanları özgürleştireceğinden dem vuruyor.

bu arada ortaya saçma bir şekilde ayşe bohörler diye bir zamazingo çıkıp zorla örtündüm diyor, pazarlık yaptım örtünmek için diye de devam ediyor. bir diğer saçma açıklama emine şenlikoğlundan. dinimiz o kadar özgür ki biz eşlerimizle yatak odalarımızda istediğimiz fanteziyi yaparız, din buna karışmaz diyor. kocasıyla çiftetelli oynadığından bahsederken ben içimden Allah bu çirkinlikle bu fantezi düşüncesini neden aynı kadına vermiş diye geçiriyorum. alt yapısı olmadığından diyecem, değil; bilmediklerinden yapıyorlar bunları. hayır dinimiz hürriyetten, özgürlükten nakıs, eksik bir din değildir diyeceğiz diye ne kadar abuk subuk laf var bir araya topluyorlar.

iş yine benim gibi laik birisine düşüyor. maalesef, hiç istemediğim halde demek zorundayım ki; efendiler, emine abla, ayşe hanım, evet müslümanlıkta ‘hürriyet’ sözü yoktur! Şu kadar ki, din-i Muhammedî ‘adalet’i takvaya en yakın bir dinî esas olarak bildirmiştir* ki buna delalet eden ayet ve hadislerin, şerî mevzuat ve ahkamın haddi hesabı yoktur! Hürriyeti, özgürlüğü yani temin eden adalettir. adaletin hakim olduğu yerde hürriyet bulunabilir fakat hürriyetin adaleti sağlayacağını kimse iddia edemez. hatta bunu gösteren tek bir tarihi örnek yoktur. he yeri gelmişken söylemeliyim yine, onurlu olun! bu ülkenin, bu toprakların azınlıkları biz değiliz!

* “… Adalet edin, takvaya en yakın olan odur…” Maide / 8

Posted on Nis 15, 2008 in fy | 3 Comments »